Kişniyor Ne Demek? Güç, İktidar ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Analiz
Toplumların şekillenmesinde en temel unsurlardan biri olan iktidar, her zaman şekliyle değil, işleyişiyle dikkat çeker. Bir toplumun gücü nasıl düzenlediği, iktidarın nasıl el değiştirdiği ve kimlerin bu düzeni nasıl meşrulaştırdığı soruları, her dönemde insanları düşündürmüş ve farklı bakış açılarıyla analiz edilmiştir. Peki, tüm bu güç ilişkilerinin merkezinde, bazen farkında olmadan yer alan bir kelime var: Kişniyor. Belki de bu kelime, her şeyin simgesi, gücün ve sesin tezatı ya da bilinçaltımızdaki toplumsal denetimi yansıtan bir kavramdır.
Kişniyor, belki de toplumsal bir kavram olarak, çoğulculuk, katılım, hatta yer yer marjinalleşen seslerin toplumsal yapılar içinde nerede durduğunun göstergesidir. Ama bu kelimeyi sadece bir dilsel fenomen olarak ele almak, gücün ve ideolojilerin işlendiği bir düzlemde bu terimi daha fazla anlamlandırmaktan kaçmak demektir. Kişniyor, belki de bu iktidar ilişkilerinin adeta bir yansımasıdır.
İktidar ve Meşruiyet: Toplumun Dönüşen Sesi
İktidarın en temel özelliği, sadece bireylerin veya grupların siyasi alanlarını değil, aynı zamanda onların düşünme biçimlerini de şekillendirmesidir. Foucault’nun ünlü sözleriyle, “güç her yerde ve her şeydedir.” Her gün hayata geçirdiğimiz bireysel seçimler ve eylemler bile, içinde yaşadığımız toplumsal yapının sürekli olarak yeniden üretilmesine hizmet eder.
İktidarın meşruiyeti, toplumsal sözleşme teorilerinde sıkça tartışılan bir kavramdır. Hobbes’un ‘doğa durumu’ndan Rousseau’nun ‘genel irade’ anlayışına kadar pek çok siyasal düşünür, iktidarın meşruiyetini sorgulamış ve ona dayanak olarak farklı argümanlar ortaya koymuştur. Modern demokrasi anlayışında ise meşruiyet, genellikle halkın onayı ve katılımı üzerinden tanımlanır.
Ancak günümüzde iktidarın meşruiyeti sadece seçim sandığından geçmez. Özellikle otoriter rejimlerde, iktidar sahiplerinin toplumsal düzeni nasıl manipüle ettikleri ve insanların sesini nasıl bastırdıkları çok daha belirgindir. Bu noktada “kişniyor” terimi, güç tarafından susturulan ama bir şekilde ortaya çıkmaya çalışan toplumsal sesin simgesi olabilir. Bu ses, meşruiyetin kırıldığı, halkın aktif katılımının sınırlı olduğu rejimlerde, zaman zaman bastırılmaya çalışılsa da bir şekilde varlık gösterir.
Güç, Katılım ve Demokrasi
Demokrasi, toplumların iktidarı halkın iradesine dayandırdığı bir yönetim biçimi olarak tanımlanır. Ancak bunun yalnızca seçimlerle sınırlı olmadığı bir gerçektir. Demokrasinin gerçek anlamda işleyebilmesi için, yurttaşların aktif katılımı ve söz hakkı önemlidir. Katılım sadece seçimle, oy verme hakkıyla sınırlı bir kavram değildir; aynı zamanda toplumun günlük yaşamında aktif yer almayı, sesini duyurmayı da içerir.
Günümüzde birçok ülke, seçimlerin yapıldığı fakat halkın fiili katılımının yok sayıldığı toplumlar haline gelmiştir. Sadece formalitelerle işlemeyen, halkın iktidar üzerinde doğrudan söz sahibi olduğu, iktidarın sürekli ve şeffaf bir şekilde hesap verdiği sistemlerde, katılım daha anlamlı hale gelir. Oysa birçok otoriter rejim, halkın bu katılımını çeşitli yollarla engeller. Bu türden rejimlerde, halkın sesi genellikle kişniyor; yükselen sesler genellikle bastırılır, göz ardı edilir ya da marjinalleştirilir.
İdeolojiler ve İktidar İlişkisi: Seslerin Bastırılması ve Tekelleşmesi
İdeolojiler, toplumların güç yapısını pekiştiren, belirli bir düzenin sürdürülebilmesi için gerekli olan fikirsel sistemlerdir. İdeolojik çatışmalar, toplumların iktidar yapıları içinde genellikle varlık gösterir. Özellikle otoriter yönetimlerde, devlet ideolojisi halkın düşüncelerini biçimlendiren, düzeni sürdüren başlıca araçlardan birine dönüşür.
Bu ideolojiler, çoğu zaman halkın sesinin duyulmasını engellemek, sesin yönünü ve şiddetini kontrol etmek için kullanılır. İşte burada da kişniyor kavramı, bir anlam kazanır. İdeolojik baskılar, sesleri bastırarak bu kişniyoru daha derinlere gömer. Hangi ideolojilerin, kimlerin sesine yer vereceğini belirleyen güç, toplumsal yapıyı yeniden şekillendirir.
Bir başka açıdan bakıldığında ise, ideolojik kargaşa ve çatışmalar, insanların seslerinin daha yüksek çıkmasını sağlayabilir. Örneğin, küresel çapta artan sosyal medya kullanımı ve internetin yaygınlaşmasıyla birlikte, sesler daha önce hiç olmadığı kadar global ölçekte duyulmaya başlanmıştır. Ancak bu durum, iktidarın bu sesleri yönlendirmesi ya da manipüle etmesi konusunda yeni zorluklar da yaratmıştır.
Demokrasi, Katılım ve Kişniyor: Günümüz Örnekleri
Günümüzün en sıcak siyasal meselelerinden biri, halkın katılımı ve demokratik normların korunup korunmadığıdır. Bu meseleye dair pek çok örnek, kişniyor kavramını anlamlandırmamıza yardımcı olabilir. Örneğin, 2019 Hong Kong protestoları, halkın egemen güce karşı direnişinin ve özgürlük taleplerinin bir örneğidir. Burada, halkın sesinin bastırılmasına karşın, kişniyor’un — yani sesin bastırılmasına rağmen bir şekilde duyulmasının — simgesi olarak protestolar önemli bir yer tutar.
Bir başka örnek ise Türkiye’deki Gezi Parkı protestolarıdır. Burada da halkın iktidara karşı çıkışı ve sesini duyurma çabası, sistemin farklı katmanlarında etkili olmuştur. Her ne kadar bu sesler bastırılmaya çalışılsa da, sonuçta toplumsal bir hareket ve tepki oluşturulmuştur. Bu örnekler, iktidarın meşruiyetini sorgulayan ve katılımı teşvik eden toplumsal hareketlerin simgeleri olarak kişniyorun anlamını güçlendirmektedir.
Sonuç: Kişniyor, Güç ve Toplumsal Dönüşüm
Sonuç olarak, kişniyor terimi, toplumsal yapının içinde bastırılmaya çalışılan ama bir şekilde varlık gösteren seslerin simgesi olabilir. İktidarın en temel özelliği, yalnızca fiziksel bir güçle değil, aynı zamanda ideolojik ve sembolik anlamlarla da şekillenmesidir. Meşruiyet ve katılım, bir toplumun iktidar ilişkilerinin ne kadar adil ve demokratik olduğunu belirlerken, kişniyor da bu ilişkilerin içinde sessizce var olan gerilimi ifade eder.
Bu yazıda tartışılanlar, her zaman belirgin ve net sınırlarla çizilemeyen, bazen bastırılan bazen de ortaya çıkan toplumsal seslerin hikayesidir. Peki, sizce kişniyor, toplumun gerçekten duyulmasını istediği ses mi yoksa sadece iktidarın kontrol ettiği bir gösteri mi? Demokrasilerde seslerin ne kadar özgür olabileceği üzerine ne düşünüyorsunuz?